|
81. Thales'e göre evrendeki her şey tek bir ana
maddeden türemiştir. Anaksimenes ve Anaksimandros, Thales'in bu görüşünü
paylaşmakla birlikte, ana maddenin niteliği konusunda onunkinden çok
farklı görüşler ortaya atmışlardır. Burada asıl önemli olan,
Anaksimenes ve Anaksimandros'un Thales'in savını herhangi bir
otoriteye ters düştüğü gerekçesiyle reddetmek yerine, mantık ve
deneyimlere aykırı olduğunu göstererek çürütmeye çalışmışlardır.
Bu tavır o dönem için çok yenidir. Çünkü o güne kadar evrenle
ilgili her şey doğaüstü güçlere bağlanarak inanç konusu kabul
edilmiş ve hiçbir zaman tartışılmamıştır.
Bu parçaya göre, Anaksimenes ve
Anaksimandros aşağıdakilerden hangisine öncülük etmişlerdir?
A) Akılcı gerekçelere
ve olgulara dayalı eleştiriye
B) Deneysel yöntemle yapılan
araştırmalara
C) Bilgiye değer veren
toplum düzeni arayışlarına
D) Devlet otoritesine karşı
çıkan görüşlere
E) Meslektaşlar arasında
dayanışmaya 82. Sokrates, konuşmalarında, kendisinin hiçbir
şey bilmediği gerekçesiyle, karşısındaki kişiye sorular yöneltir.
Bu sorular ve onlara aldığı cevaplarla, önce, o kişinin ortaya
koyduğu düşüncenin üstünkörülüğünü, temelsizliğini, gösterir.
Sorularına devam ederek, konuştuğu kişinin doğru düşünceye ulaşmasına
yardımcı olur. Kendi deyişiyle "ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri
doğurtmaya" uğraşır.
Sokrates'in bu yaklaşımının
temelinde aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?
A) Bilgiye, o konuda uzman
kişilerin görüşleri alınarak ulaşılır.
B) Bilgi, karşıt görüşlerin
uzlaştırılmasıyla oluşur.
C) Saklı olan doğrular,
insanın sorgulama yoluyla düşündürülmesi sonucu ortaya çıkarılabilir.
D) Apaçık olmayan gerçeklere,
erdemli kişiler gibi, erdemsiz kişiler de ulaşabilir.
E) Doğrular, duyularımızın
ve aklımızın kavrayabilme gücüyle sınırlıdır. 83. Bir düşünür,
duyuları küçümseyen salt akılcı görüşe karşı, duyuların ağzından
şöyle söylemektedir: "Zavallı akıl, beni çürütmek için
dayandığın kanıtları yine benden alıyorsun."
Düşünürün
bu sözle anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsan, duyularından
gelen bilgiyi edilgen biçimde almaz; onları şüphenin ve aklın süzgecinden
geçirerek yorumlar.
B) Duyulardan gelen
bilginin doğru olup olmadığını, yine duyulardan gelen başka
bilgilerin kullanılmasıyla anlaşılır.
C) Duyular, duyu organlarına
yani bedenimize bağlı olduğu için sınırlıdır; akıl ise maddesel
olmadığı için sınırsızdır.
D) Duyular bize olayların
gerçek nedenlerini söyleyemez; olayların özü ancak akılla
kavranabilir.
E) Doğadaki her şey,
duyularla algılanması olanaksız olan ve hiçbir zaman değişmeyen
birlik maddeden oluşmuştur.
84. Bir bilimsel bilgi üretiğini iddia eden kişi,
iddasını, bilimle uğraşan başka kişilerin de gerçekleştirebileceği
gözlem ve deneylere veya onaylayacağı mantıksal çıkarımlara
dayanarak belgelenmekle yükümlüdür. Bilim çevrelerinin yeterince
belgelenmiş saymadığı hiçbir iddia, bilimsel bilgi olarak kabul
edilmez.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki
yargıdan hangisine varılabilir?
A)
Bilimsel
bilgi olgulara dayalı, tekrarlanabilir ve nesnel ölçütlerle
denetlenebilir niteliktedir.
B) Bilim, insanın, çeresinde
olanları anlama ve açıklama ihtiyacı doğmuştur.
C) Bilim genelleyicidir;
tek tek olgularla değil, aynı türden olguların ortak yönleriyle
ilgilenir.
D) Bilimsel bilgi,
olaylar arasındaki ilişkileri açıklayarak bu olayların kontrol
edilebilmesini sağlar.
E) Bilimsel bilgiler doğru
olarak kabul edilen birtakım temel varsayımlara dayanır. 85. Bir düşünüre göre, ahlaki değerler doğru
ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak beliler.
Örneğin "Öldürmek kötüdür." yargısı, tıpkı "Üçgenin
iç açılarının toplamı 180o dir." yargısı gibi,
doğruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen yargıdır.
Bu düşünür, ahlak değerlerinde
hangi özelliğin bulunduğunu öne sürmektedir?
A) Erdemli yaşamanın bir
aracı olma
B) Tanımlanamaz
nitelikte olma
C) Zamanla değişme
D) Nesnel olma
E) İnsanlar arasındaki
ilişkileri yönlendirme
|
|
86. Stoacı görüşe göre, insan dünya sahnesinde yanlızca bir
oyuncudur. Oynayacağı rolü seçemez, oyuna müdahale edemez. Her insanın
bu sahne içinde ne yapacağını evrensel akıl belirler. Kişinin
kontrol edebileceği tek şey vardır: kendi tavırları ve tutkuları. İnsan
kendisine ne rol verilmişse onunla yetinmeli; sahip olamayacağı şeyler
için açlık ve kıskançlık duymamalıdır.
Stoacıların bu görüşünün
dayandığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanlar, davranışlarını
başkalarına örnek olacak biçimde düzenlemelidir.
B) Olayları önceden
kestirebilirsek onları yönlendirebiliriz.
C) İnsanın, kendine bırakılmış
küçük bir alan dışında, karşı konulamaz bir yazgısı vardır.
D) Erdem, özgür iradenin
ahlakça iyi olana yönelmesidir.
E) Duyuların bize sağladığı
bilgiler ile aklın sağladığı bilgiler sürekli çatışır.87. Hobbes'a göre, insan bencildir ve onun bütün eylemleri bu
bencil doğasının arzularını tatmin etmeye yöneliktir. Bu durum, çıkar
çatışması yüzünden insanların birbiriyle sürekli savaş halinde
olmasına yol açar. İnsanları bir arada tutabilmek için devlet tek bir
gücün egemenliğine dayanmalıdır.
Locke insanların, doğaları gereği iyi olduğunu; bunun sonucu olarak,
ilişkilerin iyi niyet, yardımlaşma ve işbirliğine dayandığını
ileri sürer. İnsanlar arasındaki iyi ilişkilerin sürdürülebilmesi
tek bir gücün değil, çoğunluğun egemen olduğu bir devlet düzeniyle
mümkündür.
Bu bilgilere göre, Hobbes ve Locke'un
devlet anlayışlarındaki fark, aşağıdakilerden hangisinin farklı oluşundan
kaynaklanmaktadır?
A) İnsanlığın geleceğiyle
ilgili beklentilerinin
B) İnsanın psikolojik yapısı
ve özelliklerine ilişkin görüşlerin
C) Yaşadıkalrı çağa
egemen olan siyasi görüşlerin
D) Toplumsal düzenlemelerin
gerekli olup olmadığı konusundaki inançlarının
E) Çevrelerindeki
insanlarla karşılıklı ilişkilerinin
88. Estetik, güzel üzerine düşünme çabasıdır. Refik
Fersan'ın bir saz semaisi, Mikelanj' ın bir heykeli güzel olduğu,
bizde hoş ve soylu duygular uyandırdığı gibi, bir atın yürüyüşü
veya bir kentin sokakları da güzel olabilir ve bizde benzeri duygular
uyandırabilir. Estetik, güzeli bütün alanlarda sanat felsefesi, estetiğin
kavram ve problemlerini sınırlı bir alanda inceler.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki
yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A) Güzellik sanat ile sınırlı
değildir; başka alanlarda da söz konusudur.
B) Estetik, doğadaki veya
çevremizdeki bir olayın güzel olup olmadığını sorgulayabilir.
C) Sanat felsefesinde ele
alınan bazı kavramlar, estetiğin kapsamına da girer.
D) Güzel, hem estetiğin
hem de sanat felsefesinin konusu olabilir.
E) Sanat yapıtı doğadaki
güzelin, sanatçının yorumuyla yansıtılmasıdır
Sözel bölüm bitti, sayısal bölüme
geçebilirsiniz.
|