ÖSS 1999

ÖSS 1999

 sayfa: 9

SÖZEL BÖLÜM

soru: (81-88) 

81. Thales'e göre evrendeki her şey tek bir ana maddeden türemiştir. Anaksimenes ve Anaksimandros, Thales'in bu görüşünü paylaşmakla birlikte, ana maddenin niteliği konusunda onunkinden çok farklı görüşler ortaya atmışlardır. Burada asıl önemli olan, Anaksimenes ve Anaksimandros'un Thales'in savını herhangi bir otoriteye ters düştüğü gerekçesiyle reddetmek yerine, mantık ve deneyimlere aykırı olduğunu göstererek çürütmeye çalışmışlardır. Bu tavır o dönem için çok yenidir. Çünkü o güne kadar evrenle ilgili her şey doğaüstü güçlere bağlanarak inanç konusu kabul edilmiş ve hiçbir zaman tartışılmamıştır.
     Bu parçaya göre, Anaksimenes ve Anaksimandros aşağıdakilerden hangisine öncülük etmişlerdir?

     A) Akılcı gerekçelere ve olgulara dayalı eleştiriye
     B) Deneysel yöntemle yapılan araştırmalara
     C) Bilgiye değer veren toplum düzeni arayışlarına
     D) Devlet otoritesine karşı çıkan görüşlere
     E) Meslektaşlar arasında dayanışmaya

82. Sokrates, konuşmalarında, kendisinin hiçbir şey bilmediği gerekçesiyle, karşısındaki kişiye sorular yöneltir. Bu sorular ve onlara aldığı cevaplarla, önce, o kişinin ortaya koyduğu düşüncenin üstünkörülüğünü, temelsizliğini, gösterir. Sorularına devam ederek, konuştuğu kişinin doğru düşünceye ulaşmasına yardımcı olur. Kendi deyişiyle "ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri doğurtmaya" uğraşır.
     Sokrates'in bu yaklaşımının temelinde aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?

     A) Bilgiye, o konuda uzman kişilerin görüşleri alınarak ulaşılır.
     B) Bilgi, karşıt görüşlerin uzlaştırılmasıyla oluşur.
     C) Saklı olan doğrular, insanın sorgulama yoluyla düşündürülmesi sonucu ortaya çıkarılabilir.
     D) Apaçık olmayan gerçeklere, erdemli kişiler gibi, erdemsiz kişiler de ulaşabilir.
     E) Doğrular, duyularımızın ve aklımızın kavrayabilme gücüyle sınırlıdır.

83. Bir düşünür, duyuları küçümseyen salt akılcı görüşe karşı, duyuların ağzından şöyle söylemektedir: "Zavallı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtları yine benden alıyorsun."
     Düşünürün bu sözle anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

     A) İnsan, duyularından gelen bilgiyi edilgen biçimde almaz; onları şüphenin ve aklın süzgecinden geçirerek yorumlar.
     B) Duyulardan gelen bilginin doğru olup olmadığını, yine duyulardan gelen başka bilgilerin kullanılmasıyla anlaşılır.
     C) Duyular, duyu organlarına yani bedenimize bağlı olduğu için sınırlıdır; akıl ise maddesel olmadığı için sınırsızdır.
     D) Duyular bize olayların gerçek nedenlerini söyleyemez; olayların özü ancak akılla kavranabilir.
     E) Doğadaki her şey, duyularla algılanması olanaksız olan ve hiçbir zaman değişmeyen birlik maddeden oluşmuştur.

84. Bir bilimsel bilgi üretiğini iddia eden kişi, iddasını, bilimle uğraşan başka kişilerin de gerçekleştirebileceği gözlem ve deneylere veya onaylayacağı mantıksal çıkarımlara dayanarak belgelenmekle yükümlüdür. Bilim çevrelerinin yeterince belgelenmiş saymadığı hiçbir iddia, bilimsel bilgi olarak kabul edilmez.
     Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargıdan hangisine varılabilir?

     A) Bilimsel bilgi olgulara dayalı, tekrarlanabilir ve nesnel ölçütlerle denetlenebilir niteliktedir.
     B) Bilim, insanın, çeresinde olanları anlama ve açıklama ihtiyacı doğmuştur.
     C) Bilim genelleyicidir; tek tek olgularla değil, aynı türden olguların ortak yönleriyle ilgilenir.
     D) Bilimsel bilgi, olaylar arasındaki ilişkileri açıklayarak bu olayların kontrol edilebilmesini sağlar.
     E) Bilimsel bilgiler doğru olarak kabul edilen birtakım temel varsayımlara dayanır.

85. Bir düşünüre göre, ahlaki değerler doğru ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak beliler. Örneğin "Öldürmek kötüdür." yargısı, tıpkı "Üçgenin iç açılarının toplamı 180o dir." yargısı gibi, doğruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen yargıdır.
     Bu düşünür, ahlak değerlerinde hangi özelliğin bulunduğunu öne sürmektedir?

     A) Erdemli yaşamanın bir aracı olma
     B) Tanımlanamaz nitelikte olma
     C) Zamanla değişme
     D) Nesnel olma
     E) İnsanlar arasındaki ilişkileri yönlendirme

86. Stoacı görüşe göre, insan dünya sahnesinde yanlızca bir oyuncudur. Oynayacağı rolü seçemez, oyuna müdahale edemez. Her insanın bu sahne içinde ne yapacağını evrensel akıl belirler. Kişinin kontrol edebileceği tek şey vardır: kendi tavırları ve tutkuları. İnsan kendisine ne rol verilmişse onunla yetinmeli; sahip olamayacağı şeyler için açlık ve kıskançlık duymamalıdır.
     Stoacıların bu görüşünün dayandığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

     A) İnsanlar, davranışlarını başkalarına örnek olacak biçimde düzenlemelidir.
     B) Olayları önceden kestirebilirsek onları yönlendirebiliriz.
     C) İnsanın, kendine bırakılmış küçük bir alan dışında, karşı konulamaz bir yazgısı vardır.
     D) Erdem, özgür iradenin ahlakça iyi olana yönelmesidir.
     E) Duyuların bize sağladığı bilgiler ile aklın sağladığı bilgiler sürekli çatışır.

87. Hobbes'a göre, insan bencildir ve onun bütün eylemleri bu bencil doğasının arzularını tatmin etmeye yöneliktir. Bu durum, çıkar çatışması yüzünden insanların birbiriyle sürekli savaş halinde olmasına yol açar. İnsanları bir arada tutabilmek için devlet tek bir gücün egemenliğine dayanmalıdır.
Locke insanların, doğaları gereği iyi olduğunu; bunun sonucu olarak, ilişkilerin iyi niyet, yardımlaşma ve işbirliğine dayandığını ileri sürer. İnsanlar arasındaki iyi ilişkilerin sürdürülebilmesi tek bir gücün değil, çoğunluğun egemen olduğu bir devlet düzeniyle mümkündür.
     Bu bilgilere göre, Hobbes ve Locke'un devlet anlayışlarındaki fark, aşağıdakilerden hangisinin farklı oluşundan kaynaklanmaktadır?

     A) İnsanlığın geleceğiyle ilgili beklentilerinin
     B) İnsanın psikolojik yapısı ve özelliklerine ilişkin görüşlerin
     C) Yaşadıkalrı çağa egemen olan siyasi görüşlerin
     D) Toplumsal düzenlemelerin gerekli olup olmadığı konusundaki inançlarının
     E) Çevrelerindeki insanlarla karşılıklı ilişkilerinin

88. Estetik, güzel üzerine düşünme çabasıdır. Refik Fersan'ın bir saz semaisi, Mikelanj' ın bir heykeli güzel olduğu, bizde hoş ve soylu duygular uyandırdığı gibi, bir atın yürüyüşü veya bir kentin sokakları da güzel olabilir ve bizde benzeri duygular uyandırabilir. Estetik, güzeli bütün alanlarda sanat felsefesi, estetiğin kavram ve problemlerini sınırlı bir alanda inceler.
     Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

     A) Güzellik sanat ile sınırlı değildir; başka alanlarda da söz konusudur.
     B) Estetik, doğadaki veya çevremizdeki bir olayın güzel olup olmadığını sorgulayabilir.
     C) Sanat felsefesinde ele alınan bazı kavramlar, estetiğin kapsamına da girer.
     D) Güzel, hem estetiğin hem de sanat felsefesinin konusu olabilir.
     E) Sanat yapıtı doğadaki güzelin, sanatçının yorumuyla yansıtılmasıdır

 

 

Sözel bölüm bitti, sayısal bölüme geçebilirsiniz.

 Sözel: -1-2-3-4-5-6-7-8-9-

Sayısal: -1-2-3-4-5-6-7-8-9

Copyright 2002 S&S Programcılık
www.bilimveteknoloji.com